On1 Medya – On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya https://on1medya.com Ankara Sosyal Medya Ajansı, Ankara Medya Planlama Ajansı, Ankara Radyo Reklam Ajansı Thu, 18 Nov 2021 10:21:08 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.6 https://on1medya.com/wp-content/uploads/2018/06/cropped-map-icon-32x32.png On1 Medya – On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya https://on1medya.com 32 32 Milyonlarca insan yeni kariyer arayışında https://on1medya.com/uygulama/milyonlarca-insan-yeni-kariyer-arayisinda/ https://on1medya.com/uygulama/milyonlarca-insan-yeni-kariyer-arayisinda/#respond Thu, 18 Nov 2021 10:21:07 +0000 https://on1medya.com/?p=7726 Ankara’nın sosyal medya ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Pandemiyle birlikte şirketler büyük oranda kendini yeniledi şimdi sıra çalışanlarda… Milyonlarca insan mevcut işinden dolayı ya mutsuz ya da daha iyi bir kariyerin peşinde… Resmi verilere göre Amerika’da belirli meslek gruplarındaki yüksek istifa rakamlarını bazı ekonomistler “Büyük İstifa Hareketi” olarak adlandırmıştı. Akabinde Weber Shandwick bu istifaların sebeplerini […]

The post Milyonlarca insan yeni kariyer arayışında appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın sosyal medya ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Pandemiyle birlikte şirketler büyük oranda kendini yeniledi şimdi sıra çalışanlarda… Milyonlarca insan mevcut işinden dolayı ya mutsuz ya da daha iyi bir kariyerin peşinde… Resmi verilere göre Amerika’da belirli meslek gruplarındaki yüksek istifa rakamlarını bazı ekonomistler “Büyük İstifa Hareketi” olarak adlandırmıştı. Akabinde Weber Shandwick bu istifaların sebeplerini mercek altına almış ve çalışanların mevcut şartlarla mutlu olmadığını ortaya çıkarmıştı. Şimdi Google Search verileri de aynı konuya işaret ediyor. Zira iyi bir kariyer arayışına yönelik sorgular global olarak yıldan yıla yüzde 300’ün üzerinde artış kaydetmiş durumda… Gelin birlikte insanların kariyer arayışından yılbaşı hazırlıklarına kadar Google’da bıraktığı ayak izlerine yakından bakalım.

Yılbaşı hazırlıkları başladı

Ekim ayının Google Search verileri, kullanıcıların yılbaşı dönemi ve çeşitli sosyal etkinliklere katılmak için plan yapmaya başladığına işaret ediyor. “Yakınımdaki festivaller”, “vizyondaki filmler” ve “konser biletleri” aramalarının artmasıyla kalabalık buluşmalara olan özlemin bitmediğini gösteriyor.

İyi bir kariyer yoluna ihtiyaç var

Google Search verilerinde öne çıkan bir diğer konu ise insanların kariyerlerini sorgulamaya başlamış olması. Mevcut kariyerinden memnun olmayan ya da bir şekilde geleceğinden endişe eden insanlar bunu arama ekmesine yazdıkları “Finans iyi bir kariyer yolu mu?”, “Enerji iyi bir kariyer yolu mu?” ve “Tüketici hizmetleri iyi bir kariyer yolu mu?” gibi sorgularla ifade ediyorlar. İşsizlik global bir sorun olmaya devam ederken “İyi kariyer yolu” aramaları da yıldan yıla yüzde 300’ün üzerinde bir büyüme kaydetti.

Stok sıkıntısı gündemde

Aynı zamanda, tedarik zinciri sorunları ve ürün stok sıkıntılarıyla ilgili endişeler de kullanıcıların aklını kurcalıyor. “Stok sıkıntısı” başlığında (“petrol stok sıkıntısı”, “yakıt stok sıkıntısı” ve “çip stok sıkıntısı”) aramaları, hayatın birçok yönden olumsuz olarak etkilenmesiyle geçen yıla göre dünya genelinde yüzde 100’ün üzerinde arttı. Bu durum, arabayla ilgili aramaların artmasının nedenlerinden biri olabilir. “Satın alınacak arabalar” ve “en pahalı arabalar” aramalarının artmasıyla arabalara olan talebin arttığını da kaydedilen veriler arasında.

İnsanlar kalesinin ne kadar değerli olduğunu da merak ediyor

İnsanları evinin değerinin ne kadar olduğunu merak etmesi de ilgi çekici veriler arasında yer alıyor. “Evim ne kadar?” aramaları dünya genelinde yıldan yıla yüzde 60’ın üzerinde artış gösteriyor.

Kaynak: Think with Google, https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/insanlar-yeni-kariyer-arayisinda/

The post Milyonlarca insan yeni kariyer arayışında appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/milyonlarca-insan-yeni-kariyer-arayisinda/feed/ 0
Kuşaklar arasındaki uyum ve çatışma iş hayatına damgasını vuracak https://on1medya.com/uygulama/kusaklar-arasindaki-uyum-ve-catisma-is-hayatina-damgasini-vuracak/ https://on1medya.com/uygulama/kusaklar-arasindaki-uyum-ve-catisma-is-hayatina-damgasini-vuracak/#respond Wed, 17 Nov 2021 07:03:12 +0000 https://on1medya.com/?p=7723 Ankara’nın sosyal medya ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Şöyle bir dönüp geriye baktığımızda, milenyum sonrası işgücünün demografik yapısını değiştiren birçok farklı etken ve trend söz konusu. Kadının iş hayatında artan ağırlığı, otomasyonun ve teknolojinin hızla yayılması, küresel işgücü mobilitesi, ölen ve yeni doğan iş kolları ve meslekler, kurumsal yapıların bireysel girişimlere karşı zemin kaybetmesi bunlardan […]

The post Kuşaklar arasındaki uyum ve çatışma iş hayatına damgasını vuracak appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın sosyal medya ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Şöyle bir dönüp geriye baktığımızda, milenyum sonrası işgücünün demografik yapısını değiştiren birçok farklı etken ve trend söz konusu. Kadının iş hayatında artan ağırlığı, otomasyonun ve teknolojinin hızla yayılması, küresel işgücü mobilitesi, ölen ve yeni doğan iş kolları ve meslekler, kurumsal yapıların bireysel girişimlere karşı zemin kaybetmesi bunlardan ilk akla gelenler. Ve tüm bunların ötesinde çok büyük izler bırakan bir faktörü belki de hepsinden ayrı ele almalıyız: Farklı kuşakların toplam işgücü içerisinde nasıl konumlandıkları… Bugün itibariyle dünya çapındaki istatistiklere göre her 100 çalışandan aşağı yukarı:

  • yüzde 25’ini Z Kuşağı
  • yüzde 35’ini Y Kuşağı
  • yüzde 35’ini X Kuşağı
  • yüzde 5’ini Önceki Kuşaklar oluşturuyor.

Son 20 yılda, ortalama yaşam süresinin yüzde 10’luk etkileyici bir sıçrama ile 67 seneden, 73 seneye yükselmiş olduğu (40 ülkede 80 sene üstü) düşünüldüğünde, aslında iş hayatında özellikle çalışan sayısı açısından belirli ölçeğin üzerindeki kurumlarda aynı anda en azından dört farklı kuşağın yoğun olarak bir arada çalıştığını söyleyebiliriz.

Öte yandan bu basit istatistikler, sadece matematiksel birer oran olarak değerlendirildiğinde aslında bizlere sınırlı ölçüde ışık tutuyor. Bu nedenle dilerseniz rakamların biraz ötesine geçip yukarıdaki dağılımı ve bizlere ne ifade ettiğini irdeleyelim.

Her kuşak farklı bir gerçeklik yaşıyor

İlk olarak “Bebek Patlaması” kuşağını ve iş gücü içerisindeki sayıları artık çok azalmış olsa da “Sessiz” kuşağı ele alalım. Her ne kadar aşırı keskin zaman çizgileriyle kuşakları birbirinden ayırmak mümkün olmasa ve böyle bir yöntem izlenildiğinde “otoriteler” birbirleriyle yüzde yüz mutabık kalmasalar da; bu grubu 1965 öncesi doğumlular gibi düşünebiliriz. Oran olarak toplam çalışanların sadece yüzde 5’ini oluştursalar da iş hayatı üzerindeki etkileri bundan çok daha fazla. Çoğu emeklilik potasına zaten girmiş veya girmek üzere olan bu gruptakiler bugün şirketlerde hissedar, üst düzey yönetici, duayen kimlikleriyle ön plana çıkıyorlar. Maddi birikim, deneyim ve derinleşmiş uzmanlık gibi avantajları olmakla beraber hızlı bir şekilde kurumsal yapılardan ayrılıyorlar. Dijital dönüşüm başta olmak üzere, birçok yeniliği yakalamaya çalışıyorlar ve bunu başarılı bir şekilde yapanlar da var. Ama doğal olarak en fazla zorlanan kuşak onlar. Keza diğer kuşaklarla değerler çatışmasını en fazla yaşayan kuşak da… Birçoğu kendi kişisel girişimleriyle iş hayatlarına devam ediyor ve daha farklı modellerle çalışıyorlar.

X Kuşağı ise hem (Y Kuşağı ile aynı oranda) toplam içerisinde en fazla paya sahip iki kuşaktan biri, hem de halen şirketlerde üst ve orta kademe yönetici pozisyonlarının önemli bir kısmını ellerinde tutuyorlar. Onlar da tıpkı bir üst kuşak gibi hissedar, lider, yönetici gibi kimliklerinin yanında, uzmanlaşmış ve deneyimli profesyonel özelliklerini iş hayatında hissettiriyorlar. Önemli yetkiler, sorumluluklar ve kritik kararlar açısından ağırlıkları oldukça belirgin. Bununla birlikte özellikle 45 yaş ve üzerindekiler için alttan yetişen kuşaklar (şu an için Y Kuşağı) zorlayıcı bir baskı oluşturuyor. Dijital okuryazarlık açısından Y ve Z kuşağının gerisindeler. İş – özel yaşam dengesizliği ve bitmek bilmeyen çalışma temposundan oldukça yıpranmış durumdalar. Birçoğu iş hayatını farklı açılardan sorguluyor. Yılları yılı Y Kuşağını eleştirmekten geri kalmayan X Kuşağı, artık Y Kuşağı ile; özellikle erken dönem Y Kuşağından olan çalışma arkadaşlarıyla uyum sorununu büyük ölçüde atlatmış gibi gözüküyorlar. Z Kuşağının işgücüne katılımı ile birlikte ise farklı bir sınavdan geçmekteler.

Y Kuşağı artık iş kuşağının üçte birini oluşturuyor. Orta kademe yönetici pozisyonlarını şirketlerde domine eden jenerasyon olarak dikkat çekiyorlar ve şimdiden üst düzey yönetici pozisyonlarının ve genç girişimcilerin azımsanmayacak bir bölümünü oluşturuyorlar. Dijital beceriler ve teknolojiye yatkınlık konusunda önceki kuşaklardan çok daha ileri bir seviyedeler ve bunun iş hayatına yansıması bariz bir şekilde görülüyor. İnsanlığın kısa sürede ard arda dramatik dönüşümlerden geçtiği bir dönemde dünyaya gelip; yine çok hayati kırılmaların yaşandığı yıllarda işgücüne katıldıkları için oldukça farklı özelliklere sahipler. Adeta gelenekle gelecek arasında bir sentez, kuşaklar arası bir köprü konumundalar. Değer yargıları açısından X ve önceki diğer kuşaklardan ciddi bir şekilde ayrılıyorlar. Kurumsal hayata bakışları bu sebeple farklılaşıyor. Ayrıca azımsanmayacak bir kısmı kendi çekirdek ailelerini kurmuş durumda ve içlerinde ebeveyn olup farklı sorumlulukları yüklenmiş olanların sayısı hiç de az değil.

Z Kuşağı şu anda sayıca olsun, kritik pozisyonlardaki ağırlıkları açısından olsun X ve Y kuşaklarından oldukça geride gözükseler de, açığı hızla kapattıklarını söyleyebiliriz. Daha şimdiden toplam işgücünün dörtte birini oluşturan Z’ler; önümüzdeki 10 sene içerisinde hem oransal çoğunluğu elde edecekler, hem de şirketlerdeki yönetici / karar verici pozisyonlarda ağırlıklarını bir hayli arttıracaklar. Şu an için hem iki kuşak öncenin temsilcileri X Kuşağı ile derin bakış açısı farklıkları yaşıyor, hem de şaşırtıcı bir şekilde Y Kuşağı çalışanlar tarafından ciddi bir şekilde eleştiriliyorlar. Her kuşağın bir önceki kuşak (ve tabii ki ondan önceki kuşaklar) ile deneyimlediği “değerler çatışması”nı belki daha derin bir şekilde yaşıyorlar. Deneyim en büyük eksiklikleri gibi gözükse bile, aslında deneyimin değil hızlı öğrenmenin ön plana çıktığı yeni iş dünyasında dezavantajlı sayılmazlar. Zaten dijital bir dünyaya gözlerini açmış bireyler olarak bunun avantajlarını doyasıya yaşıyorlar. Girişimcilik genlerinin çok daha ağır bastığı, kurumsal aidiyetin çok belirleyici olmadığı bir kuşak olarak dikkat çekiyorlar.

Deloitte 2021 Y ve Z Kuşakları Araştırması bize ne anlatıyor?

Uzun yıllardır küresel bir künye ile düzenli gerçekleştirdiği Y Kuşağı Araştırmasını yayınlayan Deloitte, 2021 yılı için çalışmasına bu kez Z Kuşağını da dahil etti. Bu araştırma bizlere, Y ve Z Kuşaklarının bakış açıları arasındaki farklılık ve benzerlikleri gösterirken; Türkiye ile dünya arasında bu iki kuşağın eğilimlerini karşılaştırma fırsatı da tanıyor. İşte araştırmadan bazı ilginç sonuçlar…

Katılımcılara “en ön plana çıkan üç sorun”un ne olduğu sorulduğunda Türkiye’de İşsizlik ile Gelir Eşitsizliği / Servet Dağılımı Y ve Z kuşakları için aynı anda ön plana çıkan sorunlar olarak dikkat çekerken; Dünyadaki yanıtlarda Sağlık Hizmeti / Hastalık Önleme, İşsizlik ve İklim Değişikliği / Çevrenin Korunması öncelikli olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de ve dünyada, Y ve Z kuşaklarının öncelikli sorun olarak listeledikleri konular arasındaki ortak payda ise işsizlik. Yaşça Z Kuşağına göre daha büyük olan Y Kuşağının “Sağlık Hizmeti / Hastalık Önleme”yi daha öncelikli bir sorun olarak görmesi oldukça anlaşılır bir durum. Türkiye’de ise bu sorunun kendine ilk üçte yer bulamamış olması; onun yerine “Gelir Eşitsizliği / Servet Dağılımı”nın vurgulanmış olması ise ekonomik refahın sağlıktan daha önemli bir sorun olarak algılandığını gösteriyor.

Ön plana çıkan 3 sorun:

Kuşaklar arasındaki uyum ve çatışma iş hayatına damgasını vuracak

Stres ve kaygı düzeylerine bakıldığında ise kadınların (oldukça anlaşılır sebeplerle) erkeklere kıyasla daha fazla endişeli ve stres altında hissettiklerini görüyoruz. İlginç bir şekilde Türkiye’de her iki grupta aynı düzeyde endişeliler. Buradaki yanıtların bize yansıttığı çarpıçı bulgu, hem ülkemizde; hem de dünya genelinde Z Kuşağının Y Kuşağına göre gözle görülür düzeyde daha fazla kaygı ve stres hissettiği. Bu duygu durumu hiç süphe yok ki, bireylerin sosyal ve profesyonel hayatlarını etkiliyor.

Her zaman veya çoğu zaman endişeli ve stresli hissedenlerin oranı:

Kuşaklar iş yaşamında nasıl hissediyor

Peki, kuşakların kaygılarını besleyen ana faktörler neler? Türkiye’deki Y Kuşağı için bunlar sırasıyla:

  1. Ailemin Refahı: yüzde 57
  2. Uzun Vadeli Finansal Geleceğim: yüzde 53
  3. Günlük Mali Durumum: yüzde 46
  4. İşimin / Kariyerimin Geleceği: yüzde 43
  5. Fiziksel / Zihinsel Sağlığım: yüzde 34

Z Kuşağı için ise sıralama şu şekilde:

  1. Ailemin Refahı: yüzde 63
  2. Uzun Vadeli Finansal Geleceğim: yüzde 62
  3. İşimin / Kariyerimin Geleceği: yüzde 59
  4. Günlük Mali Durumum: yüzde 42
  5. Fiziksel / Zihinsel Sağlığım: yüzde 36

İki kuşak arasında sıralama pek farklı olmasa da; Z Kuşağı tüm başlıklarda Y Kuşağına göre daha stresli hissediyor. (Dünya genelindeki yanıtlar ise bu şekilde değil). Türkiye’deki Z Kuşağının ilk üçünde yer alan  alanlardaki kaygı düzeyi, oldukça dikkat çekici. Az farkla üçüncü sırada yer alan “İşimin / Kariyerimin Geleceği” bu üçü arasında özel olarak eğilenebilecek bir konu çünkü Türkiye ve dünya çapında verilen yanıtlarla kıyaslandığında oldukça negatif bir şekilde ayrışıyor.

Şirketlerin başarısı açısından çalışanların sahip olması gereken en önemli özellikler

Türkiye’deki Y ve Z kuşaklarına şirketlerin başarısı açısından çalışanların sahip olması gereken en önemli özellikler sorulduğunda bu iki kuşağın temsilcileri arasındaki önem ve önceliklendirme ayrılıkları daha bariz bir şekilde kendini gösteriyor. Y Kuşağı için “empati, esneklik, uyum, yaratıcılık, uzmanlık” gibi başlıklar Z kuşağına göre olduğundan daha fazla ön plana çıkarılırken; Z Kuşağı “eleştirel düşünme, merak, büyüme odaklı düşünce yapısı, statükoya baş kaldırma cesareti ve kapsayıcılık” konularını Y kuşağına kıyasla daha fazla önemsiyor. Oran olarak farklılaşmakla birlikte her iki kuşak için çok ön planda olan ortak başlıklar, “Esneklik, uyum, teknolojiye meraklı olma, yaratıcılık ve empati”. “Şirketleriyle uyumlu değerlere sahip olma” pek fazla önemsenmezken, aynı durumun “kapsayıcılık” için geçerli olması bizleri şaşırtan bir sonuç. Buradaki yanıtlardan da görebileceğimiz üzere, bir zamanlar bir hayli önemsenen “görev alanında uzmanlık”; Z Kuşağının ajandasında kendine pek fazla yer bulamıyor.

Kuşaklar arasındaki uyum ve çatışma iş hayatına damgasını vuracak

Peki ya bundan sonra…?

Farklı kuşaklar olarak bu şekilde sınıflanıp isimlendirilmemiz; binlerce yıllık insanlık tarihinde görece yeni sayılabilecek bir yaklaşım olsa da; kuşaklar arası çatışma her zaman yaşanmış bir doğal gerçeklik. Bugün geçmişe göre fark yaratan şey ortalama ömrün uzaması. Örneğin 1950 yılında 45’in biraz üzerinde olan ortalama yaş ile bugün erişilen 73 yaş arasındaki fark gerçekten müthiş ve bunun sonucunda çok farklı kuşaklar sadece sosyal hayatta değil, iş hayatında da varlıklarını birlikte sürdürüyorlar. Ortalama yaşam süresinin uzama trendinin devamlı olacağı varsayılırsa; bilhassa yaş alan nüfusun üretmeye devam etmesi, işgücü içerisinde varlığını sürdürmesi; sosyal ve ekonomik açılardan hayati bir öneme sahip. Böylesi bir ortamda değerlerin ve bakış açılarının çatıştığı değil; deneyim ve enerjinin; uzmanlık ve sürekli öğrenmenin harmanlanıp birbirini bütünlediği ve teknolojinin ayrıştıran bir faktör olmak yerine ortaklaştıran bir payda olduğu bir iş hayatının tüm kuşakların katkısıyla inşa edilmesi, herkesin menfaati için belirleyici olacaktır.

Kaynak: https://www.marketingturkiye.com.tr/koseyazilari/kusaklar-ve-is-yasami/

The post Kuşaklar arasındaki uyum ve çatışma iş hayatına damgasını vuracak appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/kusaklar-arasindaki-uyum-ve-catisma-is-hayatina-damgasini-vuracak/feed/ 0
YouTube’da tanıtım yapmanın en etkili 3 yolu https://on1medya.com/uygulama/youtubeda-tanitim-yapmanin-en-etkili-3-yolu/ https://on1medya.com/uygulama/youtubeda-tanitim-yapmanin-en-etkili-3-yolu/#respond Tue, 16 Nov 2021 06:48:22 +0000 https://on1medya.com/?p=7720 Ankara’nın dijital ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Uzun bir süredir alışveriş önerileri sosyal medyadan alınıyor. Hatta öyle ki çok fazla seçeneğe boğulan tüketici ürün aramak yerine ürünün kendisini bulmasını istiyor. Nasıl mı? İçerik üreticileri vesilesiyle… YouTube’un açıkladığı verilere göre, başlığında “Shop With Me” (Benimle Alışveriş Yapın) yazan videoların günlük ortalama yüklenme sayısı yıldan yıla yüzde […]

The post YouTube’da tanıtım yapmanın en etkili 3 yolu appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın dijital ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Uzun bir süredir alışveriş önerileri sosyal medyadan alınıyor. Hatta öyle ki çok fazla seçeneğe boğulan tüketici ürün aramak yerine ürünün kendisini bulmasını istiyor. Nasıl mı? İçerik üreticileri vesilesiyle… YouTube’un açıkladığı verilere göre, başlığında “Shop With Me” (Benimle Alışveriş Yapın) yazan videoların günlük ortalama yüklenme sayısı yıldan yıla yüzde 60 oranında arttı. Google’ın Talk Shoppe iş birliğinde yaptığı başka bir araştırma tüketicilerin yüzde 75’i YouTube’un beklenmeyen konularda ilham verdiğine işaret ediyor. Ve yine araştırmalara göre içerik üreticilerine duyulan güven günden güne artıyor. Publicis Commerce’ün Kuzey Amerika uygulama yöneticisi olarak ürün ve yetenek geliştirme çalışmalarını yöneten Amy Lanzi, YouTube’un tüketicilerin alışveriş yolculuklarını nasıl etkilediğini anlatıyor.

Geçen gün saç kurutma makinem bozuldu. Yenisini almak için hemen mağazaya gitmek yerine internetten araştırma yapmaya karar verdim. Araştırmama YouTube’da “uzun saç nasıl kurutulur” ifadesini aratarak başladım ancak internetteki yolculuğum sırasında ilginç bir şey oldu. Daha önce var olduklarından bile haberim olmadığı yeni ve ilgili ürünler buldum. Sonuç olarak, yalnızca saç kurutma makinesi almak yerine birçok ürün satın aldım.

Gerçek mekanda faaliyet gösteren mağazalarda ilginç ürünler bulmak ve ihtiyaçlarınızı mükemmel şekilde karşılayan yeni ürünlere denk gelmek birçok kişinin yaşadığı büyüleyici bir alışveriş deneyimidir. Bu kez ise bu deneyim dünyanın en büyük video vitrini olan YouTube’da gerçekleşti.

E-ticaretin 6 ay içinde 10 yıllık gelişme kaydedeceği düşüncesi pandemi sırasında yayılmaya başladı. Sektörde farklı şekillerde dile getirilen bu kavramın doğru olduğu ortaya çıktı: eMarketer’in Aralık 2020’de gerçekleştirdiği araştırmasına göre yalnızca 2020 boyunca e-ticaret dünya çapında neredeyse yüzde 30 büyüme kaydetti.

Bu yaz Publicis Groupe YouTube ve araştırma ajansı Talk Shoppe ile iş ortaklığı kurarak alışveriş yolculuğunun nasıl değiştiğini ve markaların tüketicilerin online deneyimlerini iyileştirmeye ve geliştirmeye nasıl yardımcı olabileceğini araştırdı. Araştırmanın sonucunda aşağıdaki bulgular elde edildi.

YouTube, alışveriş yolculuğu boyunca tüketicilere ilham veriyor

Google ve Talk Shoppe tarafından gerçekleştirilen, ABD, Shopping at the Speed of Culture (Kültür Hızında Alışveriş) 2021 çalışmasına göre, alışveriş yapanların yüzde 75’i YouTube’un beklenmeyen konularda ilham vererek geleneksel alışveriş deneyimini iyileştirdiğini düşünüyor. Bunun nedeni tüketicilerin video izlerken alışveriş keşfine açık olmaları ve YouTube’da keşfedebilecekleri çok sayıda içerik olması.

YouTube’un sunduğu kişiselleştirilmiş deneyim sayesinde kullanıcılar önem vermedikleri konular değil, deneyimlerini ve yaşamlarını iyileştiren içerikler buluyor. Örneğin, başlığında “Shop With Me” (Benimle Alışveriş Yapın) yazan videoların günlük ortalama yüklenme sayısı yıldan yıla yüzde 60 oranında arttı.

YouTube, alışveriş yapanları ve markaları buluşturma konusunda hem alışveriş yapanların hem markaların beklentilerini karşılıyor. Yeni bir alışveriş yolculuğunun ne zaman başlayacağını asla bilemezsiniz. Daha da önemlisi, YouTube’dan ilham alınması hem alışveriş sepetindeki ürün hacminin hem upsell miktarının artmasını sağlıyor. Katılımcıların yüzde 87’si, YouTube’da alışveriş yaparken veya içeriklere göz atarken ürün satın alıp almama kararını daha hızlı verebildiğini düşünüyor.

Alışveriş yapanlar içerik üreticilerine ve onlardan ilham alarak satın aldıkları ürünlere güveniyor

İçerik üreticileri, YouTube’un kalbi ve ruhu ve tüketicilerin dileyebileceği en kişiselleştirilmiş alışveriş ortakları… Ayrıca, hem kişisel asistan hem en iyi arkadaş gibiler. İzleyicilerin yüzde 89’u YouTube içerik üreticilerinin güvenebilecekleri öneriler verdiğini düşünüyor.

Kaliteli bilgilerin samimi şekilde sunulması alışveriş yapanların diğer seçenekleri değerlendirmek için ürünleri alışveriş sepetinde bırakmak yerine emin oldukları kararları daha hızlı vermesini sağlıyor.

Kızım sayesinde YouTube’da içerik üreticisi olan Emma Chamberlin’i izlemeye başladım. Yakın zamanda iki kez, Chamberlin’in içeriklerini izledikten sonra ürün satın aldık. Toplumsal kanıt önemlidir. İzleyicilerin yüzde 89’u YouTube içerik üreticilerinin ürün ve markalarla ilgili en iyi bilgileri verdiğini düşünüyor.

Tüketici bilgi kalitesine ürün kalitesinden daha çok önem veriyor

Elbette herkes YouTube içerik üreticilerini takip etmiyor. Bununla birlikte, içerik üreticilerini takip etmeyenler de alışveriş yolculuklarında YouTube’dan yararlanabilir. İçerik üreticilerinin oluşturduğu içerikler bu tüketiciler için çok önemli çünkü söz konusu içeriklerin kapsamlı ve aranabilir olması, alışveriş yapanların yüksek kaliteli bilgilere ulaşabilmesini sağlıyor. Bu içerikler ticaret sitelerindeki yorumlar ve yıldız puanlarıyla benzer özelliklere sahip. Meraklı tüketiciler aradıkları her şeyi YouTube’da bulabilir.

Örneğin, içerik üreticilerinin satın aldıkları ürünleri paylaştığı ve giderek popülerleşen ürün sergileme videolarının bir alt dalı olan ikinci el ürün sergileme videoları 100.000.000’dan çok izlendi.

YouTube’un başarılı bir alışveriş platformu olmasını sağlayan özelliği tamamen içerik oluşturucu odaklı olması. YouTube’un başarılı olmasını sağlayan bu özellik, aynı zamanda anlaşılması zor bir platform olmasına ve markaların YouTube’u kullanmaktan bazen çekinmesine de neden oluyor.

Araştırmalar, alışveriş yapanlar için bilgi kalitesinin ürün kalitesinden daha önemli olduğunu sık sık gösteriyor. Katılımcıların yüzde 87’si YouTube’da alışveriş yaparken veya içeriklere göz atarken ürünlerle ilgili en kaliteli içeriklere ulaşabildiğini düşünüyor.

Bu bilgileri incelediğimde birçok fırsat olduğunu görüyorum: Markalar içerik üreticileriyle iş ortaklığı kurarak büyüyebilir, YouTube gibi platformlar daha da gelişerek alışveriş yapanların ihtiyaçlarını karşılayabilir ve yeni şekillerde bağlantı kurabilir.

Online alışveriş tamamen yeni bir alan. Büyük kazançlar elde etmek isteyen markaların ve reklamverenlerin bu yeni dünyaya ayak uydurması gerekiyor.

Kaynak: Think with Google, https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/youtube-alisveris/

The post YouTube’da tanıtım yapmanın en etkili 3 yolu appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/youtubeda-tanitim-yapmanin-en-etkili-3-yolu/feed/ 0
Tüketici Black Friday için sepetini donattı, peki markalarda durum ne? https://on1medya.com/uygulama/tuketici-black-friday-icin-sepetini-donatti-peki-markalarda-durum-ne/ https://on1medya.com/uygulama/tuketici-black-friday-icin-sepetini-donatti-peki-markalarda-durum-ne/#respond Mon, 15 Nov 2021 06:58:41 +0000 https://on1medya.com/?p=7717 Ankara’nın pazarlama ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Pek çok sektör ve marka için yılın en hareketli, en yoğun günleri başlıyor… Zira önceleri bir günle sınırlı olan, ardından bir haftaya, şimdilerde ise tam bir aya yayılan alışveriş ve indirim çılgınlığı “Black Friday” geldi kapıya dayandı… Hem mağazalarda hem de e-ticaret sitelerinde büyük indirimler yaparak satıcıların stoklarını […]

The post Tüketici Black Friday için sepetini donattı, peki markalarda durum ne? appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın pazarlama ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Pek çok sektör ve marka için yılın en hareketli, en yoğun günleri başlıyor… Zira önceleri bir günle sınırlı olan, ardından bir haftaya, şimdilerde ise tam bir aya yayılan alışveriş ve indirim çılgınlığı “Black Friday” geldi kapıya dayandı… Hem mağazalarda hem de e-ticaret sitelerinde büyük indirimler yaparak satıcıların stoklarını erittiği, tüketicilerinse daha uygun fiyata alışveriş gerçekleştirmeyi beklediği Black Friday tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de her geçen yıl daha da büyük bir ekonomiye dönüşüyor. Tüketiciler için indirimli ürün fırsatı anlamına gelen “Black Friday” markalar içinse yılın en yüksek cirolarını elde etme fırsatı sunuyor. Peki, kimilerinin “Efsane Cuma” kimilerininse “Şahane Cuma” ya da “Beklenen Cuma” gibi isimlerle adlandırdığı “Black Friday”e markalar nasıl hazırlanıyor?

Güveni sağlamak “gerçek indirim” yapmaktan geçiyor

Tüketici Black Friday için sepetini donattı, peki markalarda durum ne?
Ömer Barbaros Yiş, LC Waikiki E-Ticaret Genel Müdürü
  • LC Waikiki olarak her yıl olduğu gibi bu yıl da Black Friday’e hazırız. Bu yıl Black Friday için diğer senelere göre daha büyük bir ilgi olmasını bekliyoruz. Özellikle e-ticaret penetrasyonunun artması ve tüm sektörlerde hammadde ve işçilik fiyatlarının yükselmesinden dolayı ürün fiyatlarında da artış meydana gelmesi dolayısıyla kasım kampanyalarına daha fazla ilgi bekliyoruz.
  • Bu ilgiyi artırmak için kasım ayında sürpriz çalışmalarımız da olacak. Biz kazananın müşterimiz olması gerektiğini düşünüyoruz ve bunun için de daha önce iletişim çalışmalarında kullanılmayan bir söylemle güzel bir sürprizimiz var.
  • Black Friday’de satış rakamları ciddi anlamda yukarı çıkıyor. Müşterilerimiz uygun kampanyalardan yararlandıklarında ve ürünlerini de makul zamanlarda teslim aldıklarında marka sadakati de paralel olarak artıyor. Bu dönemde müşteri kazanımı yükseliyor. Elbette önemli olan kasım ayı sonrasında da müşterilerimizin bizi tercih etmeye devam etmesi. Kasım ayı sonrasında müşterilerimize tekrar avantajlı alışveriş imkanı sunabilmek bizim için çok değerli. Bu zamana kadar olan indirimler de kasım ayı öncesi fiyat neyse onun üzerinden yaptığımız indirimlerdi ve bu sene de aynı şekilde devam edecek. Güveni sağlayan en önemli husus gerçek indirim yapmaktan geçiyor.
  • Bu yıl satışlarımızın tamamı www.lcwaikiki.com üzerinden olacak. Geçen sene kasım ayını pandemi etkisinde geçirmiştik. Şimdi ise durum oldukça farklı. Bu dönemi, mağazaların yaşadığı bayram alışverişi coşkusunun online yansıması olarak görüyoruz. Geçtiğimiz yıllara baktığımızda da, kasım ayında ekime göre 2 kat daha fazla satış gerçekleştiğini söyleyebiliriz.

Black Friday memnuniyeti arttırmak için de bir fırsat

Markalar Black Friday'e hazır mı?
Duygu Badem Uylukçuoğlu, Vestel CMO’su
  • Artık e-ticaret hareketliliği içerisinde bu sezonsal etkinin oturduğunu görüyoruz. Bununla birlikte lojistikte kısıt faktörleriyle birlikte markalar bu dönemi sürece yayma, uzun tutma gayretinde. Black Friday mevcut durumda ekim ayından başlayacak bir dönem hâline dönüştü.
  • Black Friday özelinde iddialı kampanyalarımızı tüketiciyle buluşturmaya hazırlanırken, hizmetle farklılaşma odağımızı korumaya devam ediyoruz. Online alışverişlerde, lojistik süreçlerinin bu yoğun dönemlerde negatif etkilendiğine tanık olduk. Vestel olarak uzun yıllardır yaptığımız altyapı yatırımları sonucunda, kuvvetli bayi ve servis ağımız sayesinde bayiden sevk projesi ile 24 saatte teslim hizmeti sunuyoruz. Bayilerimize yaptığımız yatırımlar ve 30 güne çıkan iade süremiz özellikle bu tip indirim dönemlerinde tüketici tarafından önemli bir tercih sebebi durumuna geliyor.
  • Black Friday dönemini sadece ciro artışının sağlandığı bir dönem olarak görmüyoruz. Bahsettiğimiz hizmetler ışığında, müşteri memnuniyetini yükseltmek adına bir fırsat olarak görüyoruz. Bu dönemde hedefimiz sadece satış yapmak değil, satışlarımızı müşterilerimize fayda sağlayarak, beğeni ve tavsiye skorlarını artırarak yönetmek. Geçmiş benzer dönemlerin de bu kapsamda Vestel için oldukça başarılı geçtiğini söyleyebiliriz.
  • Bu yılki Black Friday döneminde aynı döneme kıyasla satışlarımızı minimum 2,5 kat artırmayı hedefliyoruz. Akıllı ürünlerden, beyaz eşyaya, küçük ev aletleri ve süpürge grubundan, TV’ye çok geniş bir ürün yelpazesinde, yoğun ilgi aldığımız bir döneme daha hazırlanıyoruz.

Çiçek, domates, biber satılan yerden teknoloji almayın

Tüketici Black Friday için sepetini donattı, peki markalarda durum ne?
Çağanur Atay Uçtu, MediaMarkt Türkiye İcra Kurulu Üyesi, MediaMarkt Türkiye Pazarlama, Kurumsal İletişim ve e-Ticaret Direktörü & MediaMarkt İsveç Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü
  • Kasım ayının son yıllarda giderek artan bir trendi var. Bu yıl da tüketicilerimizin heyecanla bizim “Şahane Cuma” olarak adlandırdığımız Black Friday’i beklediğini öngörüyoruz. Bu yıl, cep telefonu ve giyilebilir teknoloji kategorisindeki ürünlerin satışlarda ilk sıralarda olacağını öngörüyoruz.
  • İletişim çalışmalarımızda her zaman olduğu gibi sadece bir haftaya değil, tüm aya odaklandığımız bir dönem olacak. Black Friday dönemi öncesi, tüketiciye teknoloji konusunda güven aşıladığımız bir ekim ayı kampanyası hazırladık. Biz fiyat odaklılığın ötesine geçerek teknolojiyi çiçek, domates, biber satılan yerden değil işin uzmanından alın diyoruz. Biz yalnızca teknoloji satıyoruz ve bu yüzden kendimizi işin uzmanı olarak konumlandırıyoruz.
  • Bu yılki “Şahane Kasım” için hem mağazalarımızda hem online’da birbirinden cazip teklifler, sürpriz etkinlikler, saatlik kampanyalar yer alacak. Biliyoruz ki teknoloji alışverişinde güvenle alışveriş yapmak, ürüne en hızlı şekilde ulaşmak ve ürünler hakkında uzman destek almak tüketicilerimiz için çok önemli.
  • Şahane Cuma döneminde geçtiğimiz yıl marka sadakat ve bilinirliğimizde yüzde 15, ilk akla gelme skorunda ise yüzde 19 artış oldu. Sosyal medya ve NPS anketlerinden elde ettiğimiz geri dönüşlerde tüketici, gerçek indirimlerle karşılaştığını, stok sorunu yaşamadığını, güvenilir bir markadan alışveriş yapmanın rahatlığını yaşadığını, ürünlere sağlam olarak ulaştığını ve kargo sürecinin hızlı olduğunu dile getiriyor.

Yatırımlarımızın karşılığını alıyoruz

Tüketici Black Friday için sepetini donattı, peki markalarda durum ne?
Emre Kurtoğlu, Teknosa Dijital Ticaret ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı
  • Bu döneme özel gerçekleştirdiğimiz “Tekno Cuma” kampanyalarına olan ilgi her yıl artarak devam ediyor. Bu yıl da talebin geçtiğimiz yıllardan çok daha fazla olacağını öngörüyoruz.
  • Tekno Cuma müşterilerimiz tarafından beklenilen, takip edilen bir kampanya dönemi. Teknoloji ihtiyaçlarının pandemi dönemiyle birlikte artmasına paralel olarak yatırımlarımızın geri dönüşünü daha fazla alıyoruz. Geçen yıl gerçekleştirdiğimiz yoğun kampanyalara paralel olarak, dijital kanallardan gelen ciromuz 3 kat artarken, kampanya döneminde müşterilerimizin markamızı arama motorlarında arama sayısı yüzde 50 oranında yükseldi. Ayrıca ortalama sepet değerleri yüzde 60 seviyesinde arttı.
  • Buna ek olarak, geçtiğimiz yıl Tekno Cuma kampanyamızda bazı kategorilerde de 10 katı aşkın ciro büyümeleri yaşandı. Bu yıl da talebin benzer şekilde devam etmesini, özellikle robot süpürgeler, akıllı saatler, çocuk akıllı saatleri, gaming gibi bazı ürün gruplarının geçtiğimiz yıla kıyasla daha iyi bir performans göstermesini bekliyoruz.
  • Kampanya döneminde müşterilerimize tüm kanallarımızda en iyi alışveriş deneyimini yaşatabilmek için geliştirmelerimize hız kesmeden devam ediyoruz. Hızlı ve sağlıklı teslimat ve online alışverişte müşterilerimize destek sağlamak adına pek çok hizmet sunuyoruz.

Ekonomiye daha fazla katkı sağlamayı hedefliyoruz

Tüketici Black Friday için sepetini donattı, peki markalarda durum ne?
Erdem İnan, Trendyol Group Head of Marketing
  • Trendyol olarak, her yıl kasımda gerçekleştirdiğimiz büyük kampanyalarla müşterilerimize alışveriş şöleni yaşatıyoruz. Bu yıl da kasımın ikinci ve son haftalarında “Süper İndirim Günleri” ve “Efsane Günler” kampanyalarımızı yapacağız.
  • Bu yıl ilk kez Trendyol Hızlı Market ve Yemek ile ikinci el uygulamamız Dolap’a özel kampanyalar da hazırladık. Platformumuzda kampanyalara özel milyonlarca ürünü müşterilerimize avantajlı fiyatlarla sunacağız. Aynı zamanda bu dönemde yaratacağımız ek istihdam ve satıcılarımızın artan iş hacimleri ile de ülkemiz ekonomisine daha fazla katkı sağlamayı hedefliyoruz.
  • Her kasım ayı öncesinde, müşteri memnuniyetini odağımıza alarak, satıcılarımızla birlikte hedeflerimizi ve yol haritamızı belirliyoruz. Geçen kasımda satıcılarımız rekor kırarak satışlarını bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 168 artırdılar. Türkiye’nin dört bir yanına 60 milyon ürün satışı gerçekleştirdiler. Ziyaret sayımız 1,5 milyar oldu. Kampanyanın son günü olan cuma akşamında ise anlık olarak 1,85 milyon müşterimizin platformda buluşmasıyla yine bir rekora imza attık. Trendyol ekibi olarak Türkiye’ye en iyi alışveriş deneyimini yaşatmak için yüz binlerce satıcımız ve iş ortaklarımızla beraber kasım ayına hazırız.

Kaynak: https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/black-friday-markalar/

The post Tüketici Black Friday için sepetini donattı, peki markalarda durum ne? appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/tuketici-black-friday-icin-sepetini-donatti-peki-markalarda-durum-ne/feed/ 0
Gençlerin gözü oyun sektöründe https://on1medya.com/uygulama/genclerin-gozu-oyun-sektorunde/ https://on1medya.com/uygulama/genclerin-gozu-oyun-sektorunde/#respond Fri, 12 Nov 2021 06:53:34 +0000 https://on1medya.com/?p=7714 Ankara’nın dijital ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Son dönemdeki popülaritesiyle birlikte oyun sektöründeki istihdam alanı günbegün artmaya devam ediyor. Tabii bu durumda genç kuşağın da gözü oyun sektöründe… Peki iş hayatına yeni girmeye hazırlananlar ya da oyun sektöründe ilerlemeye karar verenler, kariyerlerini planlarken nelere dikkat ediyor? Hangi yeteneklerine güveniyorlar? Oyun sektöründeki yöneticilere mesajları ne? Gelin […]

The post Gençlerin gözü oyun sektöründe appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın dijital ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Son dönemdeki popülaritesiyle birlikte oyun sektöründeki istihdam alanı günbegün artmaya devam ediyor. Tabii bu durumda genç kuşağın da gözü oyun sektöründe… Peki iş hayatına yeni girmeye hazırlananlar ya da oyun sektöründe ilerlemeye karar verenler, kariyerlerini planlarken nelere dikkat ediyor? Hangi yeteneklerine güveniyorlar? Oyun sektöründeki yöneticilere mesajları ne? Gelin yanıtları Google Türkiye, Kodluyoruz ve Patika.dev iş birliğiyle hayata geçen Casual Game Development & Game Art Bootcamp Programı mezunlarından dinleyelim…

Neden oyun sektöründe kariyer yapmak istiyorsunuz?

Eren Kumru: Oyun sektörü yaratıcılığı ve iletişimi sınırsız kullanabildiğiniz, kendinizi içinde hissedebildiğiniz ve içinde büyüdüğünüz, ilgi duyduğunuz oyunları ve dünyaları yaratmaya başlayabildiğiniz çok özel bir sektör. İnsanlarla iletişime geçmeyi ve toplu kitlelere anlatım yapmayı seviyorum. Şu an dünyada üç milyara yakın oyuncu var. Bu kendimi anlatabilmem için başka hiçbir yerde yakalayamayacağım bir fırsat.

Dilara Tok: Dijitalleşen dünyada artık oyun sadece vakit geçirmek üzerine kurulu bir yapı değil; her alanda oyunlaştırma kavramıyla karşılaşıyoruz. Bu dünyanın yeni nesilde çok daha önemli hale gelmesiyle, buradaki yenilikçi fırsatlar diğer sektörler tarafından keşfedildikçe gelecekte oldukça büyük bir pazar payına sahip olacağını düşünüyorum.

Bartu Sarıpınarlı: Küçüklüğümden beri oyun oynamayı ve resim yapmayı çok severdim. Resim yaparak hayal gücümü yansıtacak bir şeyler oluşturmak hep çok hoşuma giderdi. Oyun yapmaya merak sardığımda, oyun yaparken de aynı hissi hissettiğimi fark ettim ve kendimi bu dünyanın içinde buldum. Heyecanlı, inovasyona açık ve yaratıcılığımızı kullanabileceğimiz bir alan bulmak ben ve benim gibi sanat yeteneğini kullanmak isteyen kişiler için çok mutluluk verici.

Oyun sektöründe bir gelecek için hangi becerilerinizi geliştirmeyi hedeflediniz, hangi beceriler olmazsa olmaz?

Eren Kumru: Kod ve program bilgimi, oyun yapımında gerekli temel detayları hızla öğrendim ve pratik yaptım. Şu an oyun sektöründe öne çıkan bazı araçlar var. Türkiye’de mobil oyunların neredeyse tamamı C# kodlama dili ve Unity kodlama programı kullanılarak yapılıyor. Biz de bu Bootcamp programında tasarım paternlerini, C# ve Unity kullanmayı öğrendik. Teknik bilginin yanında, insanlarla iç içe çalışmam gerektiği için iletişim becerilerimi de geliştirmeyi hedefledim. Ayrıca zaman yönetimi, koordinasyon, planlama, fikir üretimi gibi çalışma sürecinin önemli parçaları olan konularda da becerilerimi geliştirmeye çalıştım.

Dilara Tok: Bir oyun sanatçısı olarak oyunlardaki görsellerin model olarak tasarlanmasından karakterize edilmesine, animasyonlanmasından oyun motoruna aktarılarak o dünyanın yaratılmasını sağlayan bir çalışma düzeni belirleyerek bunun üzerinde kendimi geliştirdim. Bu Bootcamp programında öğrendiğimiz 3D ve 2D tasarım programları modelleme, animasyon gibi kapsamlı alanlarda bizi geliştirdi.

Bartu Sarıpınarlı: Kodlamadan modellemeye ve bunların arasındaki tüm diğer adımlara hakim olmayı öncelik edindim. Tabii ki bu durum tek bir konuda ustalaşmayı zorlaştırsa da, her adımı bilmek bana hep daha çok özgüven kazandırdı. Ayrıca oyun stüdyolarında artık “teknik artist” denilen hem tekniği hem de sanat gerekliliklerini bilen ve kullanabilen yeni görev tanımlarının da olduğu bir gerçek. İki tarafı da geliştirerek ekipler içerisindeki ihtiyaçları karşılayabileceğimi düşünüyorum.

Şefika Özge Salman: Oyun üretebilmek için gerekli olan araçların kullanımını ve bu araçlarla birlikte kullanılabilen yazılım dilini öğrenmeyi geliştirmek ilk hedefimdi. Bu nedenle C# kodlama dili ve Unity kodlama programı üzerine kendimi geliştirdim. Ardından sektör hakkında bilgi sahibi oldukça çalışma hayatımı kolaylaştıracak akılcı ayrıntıları geliştirmek bir diğer amacım oldu, buna örnek de yazılım mimarisini kullanabilme becerilerini söyleyebilirim.

Oyun sektöründeki yöneticilere nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Eren Kumru: İş görüşmelerinde yapılan testlerin veya ölçümlerin sonuçları yanıltıcı olabiliyor. Başlangıçta yeterli görmediğiniz bir genç, zaman tanındığında beklentilerinizin üzerine çıkabilir. Kısa zamanlı çalışanlar düşünmek yerine sektöre yön verecek kaliteli eleman yetiştirmeye odaklanın.

Dilara Tok: Oyun sektörüne girebilmek için direkt bu alanda akademik eğitim alabileceğiniz alternatifler sınırlı. Bu nedenle oyun geliştiricisi ya da oyun tasarımcısı olmak isteyenlerin birçoğu farklı disiplinlerden gelen kişiler olabiliyor. Bu kişilerin oyun sektörüne girebilmesi için bilgi ve becerilerinin bu sektörün gerekliliklerine göre evriltilmesi gerekiyor. Bizler alt yapımız ne olursa olsun öğrenmeye ve oyun geliştirmeye tutkulu insanlarız. Bu gelişimi destekleyici çalışma ortamlarında bütün tasarımcı, sanatçı ve geliştiricilerin bu tutkuyu yansıtabileceğine inanıyorum.

Kaynak: Think with Google
Kaynak: https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/oyun-sektorunde-kariyer/

The post Gençlerin gözü oyun sektöründe appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/genclerin-gozu-oyun-sektorunde/feed/ 0
Dijital sağlık hizmetleri “endişeyi” nasıl giderecek? https://on1medya.com/uygulama/dijital-saglik-hizmetleri-endiseyi-nasil-giderecek/ https://on1medya.com/uygulama/dijital-saglik-hizmetleri-endiseyi-nasil-giderecek/#respond Thu, 11 Nov 2021 06:48:25 +0000 https://on1medya.com/?p=7711 Ankara’nın dijital ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Hayatlarımızın tüm dinamiklerinin dönüştüğü pandemi sürecinde şüphesiz “sağlık”, herkesin hayatında geçmişte olduğundan daha da önemli bir konuma geldi. Philips Türkiye’nin IPSOS iş birliğiyle bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiği “Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması” ise adeta bu dönüşümü rakamlarla kanıtlar nitelikte… Toplumun “sağlık” endişesi pandemiden nasıl etkilendi? Covid-19 talep edilen sağlık […]

The post Dijital sağlık hizmetleri “endişeyi” nasıl giderecek? appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın dijital ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Hayatlarımızın tüm dinamiklerinin dönüştüğü pandemi sürecinde şüphesiz “sağlık”, herkesin hayatında geçmişte olduğundan daha da önemli bir konuma geldi. Philips Türkiye’nin IPSOS iş birliğiyle bu yıl üçüncüsünü gerçekleştirdiği “Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması” ise adeta bu dönüşümü rakamlarla kanıtlar nitelikte… Toplumun “sağlık” endişesi pandemiden nasıl etkilendi? Covid-19 talep edilen sağlık hizmetlerinde tercihlerini hangi yönde değiştirdi? Yapay zeka ve dijital sağlık teknolojileri sektörün geleceğinde nasıl bir yerde konumlanıyor? Yanıtlar Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması’ndan geliyor…

Her 10 kişiden 8’i sağlığından endişeli

2019 yılında yapılan araştırmada mevcut sağlık durumundan memnun olanların oranı yüzde 89 iken, bu oran yeni araştırmada yüzde 79 olarak belirlendi. Araştırmaya göre, her 10 kişiden 8’i pandemi dönemiyle birlikte sağlık konusunda kaygılı hissetmeye başladı. Bu kaygı da hem kendilerinin hem de ailelerinin sağlığı konusunda daha bilinçli hareket etmelerine sebep oldu.

Ankete katılanların yüzde 89’u pandemi döneminde kendisinin ve ailesinin sağlığına daha fazla dikkat ettiğini belirtirken, yüzde 72’si bu dönemde daha fazla sağlıklı yaşam alışkanlıkları edindiğini ifade ediyor.

Sağlıkta farkındalık, ‘kilo’dan başladı

Araştırmaya katılanların yüzde 60’ı salgın döneminde kilo aldığını dile getiriyor. Sağlık Trendleri Araştırması 2019’da yapıldığında kilosundan memnun olanların oranı yüzde 83 olarak belirlenmişti. Bu yıl çarpıcı bir düşüşle kilosundan memnun olanların oranının yüzde 45 olduğu görüldü. Fikir önderlerine göre kapanma dönemlerindeki hareketsiz yaşam ve kilo alımı kronik hastalıkların seyrini olumsuz etkiledi.

Kişisel bakım alışkanlıkları evde devam etti

Pandeminin etkisi kişisel bakım alışkanlıklarında da hissedildi. Araştırmaya katılan her 3 kişiden biri, pandemi döneminde evde kişisel bakım alışkanlıklarının arttığını dile getirdi. Bu kişilerin yarısından fazlası pandemi sonrası da evde kişisel bakım rutinlerine devam edeceği görüşünde. 

Diş sağlığı konusunda farkındalık arttı

Araştırmanın ilgi çekici sonuçlarından biri de diş sağlığı konusunda. 2019 yılında son 1 yıl içerisinde hiç diş hekimine gitmeyenlerin oranı yüzde 42 iken, bu oran 2021 yılında yüzde 37’ye geriledi. Kamuoyunun yüzde 80’i ağız ve diş sağlığının genel sağlık durumuyla ilişkili olduğunu belirtirken, yüzde 58’i ağız ve diş sağlığının kalp sağlığıyla ilişkili olduğunu düşünüyor.

Pandemi döneminde rutin sağlık kontrolleri aksadı

Sağlık Trendleri Araştırması’nın sonuçlarına göre, doktor ve hastaneye başvuranların sayısında azalma görüldü. Bu oran 2019’da yüzde 55’ler seviyesindeyken, bu sene yüzde 43 oldu. Katılımcıların yüzde 46’sı pandemi döneminde rutin sağlık kontrollerine devam edemediğini, yüzde 63 ise sağlık problemleri nedeniyle doktora gitmek istese de pandemi nedeniyle gidemediğini belirtiyor.

Acil müdahaleyi gerektirmeyen günlük yaşanabilecek rahatsızlıklarda “hemen hastaneye/uzman doktora giderim” diyenler 2019’da yüzde 34 iken, 2021’de yüzde 18’e geriledi. 

Kalp sağlığı için doktora gidenlerin oranı arttı

Araştırma kalp sağlığı söz konusu olduğunda hastane/doktor kontrollerinin aksatılmadığının altını çiziyor. Kalp sağlığı konusunda düzenli olarak kontrole gidenlerin sayısında 2019’a göre göre iki kat artış görüldü. Çocuğunun kalp sağlığı kontrollerini düzenli olarak yaptıranların oranı da 2019’da yüzde 16 iken 2021’de yüzde 27’ye çıktı.

Pandeminin yıldızı: dijital sağlık teknolojileri 

Dijital sağlık teknolojileri
  • Basit hastalıklarda doktoruyla uzaktan iletişime geçerek muayene olmak isteyenlerin sayısında pandemi dönemiyle birlikte artış yaşandı. 2019’da yüzde 38 olan rakam bu yıl önemli bir yükselişle yüzde 61’e çıktı.
  • Doktorla tele sağlık hizmetleri üzerinde sanal ortamda yapılan görüşmelerin yüz yüze yapılan muayene kadar verimli/kaliteli olacağını düşünen katılımcıların oranı ise yüzde 40.
  • Fikir önderleri, dijital sağlık teknolojilerinin sunduğu fırsatlar konusunda toplumun pandemi döneminde farkındalığının arttığını belirtiyor. Fikir önderleri, ayrıca, hekimlere mobil mesajlaşma uygulamaları üzerinden danışma, online konsültasyon ve terapi hizmetleri, online randevu ve sağlık verisi sistemlerine olan ilgide artış yaşandığına dikkat çekti. Bu kapsamda, dijital sağlık hizmetlerinin sektöre çok olumlu katkıları olacağı, hastanelerdeki yükü ciddi oranda azaltacağı yönünde görüş bildirildi. Bu sayede daha hızlı, daha doğru, daha erken tanı konabileceği ve tedavi sürecinin takip edilebileceği, zaman kaybını önleyeceği belirtilirken; dijital ortamda biriken verilerin hastalıkların bilimsel olarak incelenmesini kolaylaştıracağı konusuna da dikkat çekildi.

Yapay zeka doktorların karar süreçlerinde destekleyici bir rol üstlenecek

Fikir önderlerine göre, yapay zeka teknolojilerinin sağlık sektörüne en büyük katkıları doktorların iş akışlarını anlamlandırmak, iş yükünü azaltmak ve hata payını düşürmek oldu. Fikir önderleri Türkiye sağlık sektöründe yapay zekanın henüz yaygın bir şekilde kullanılmadığını ancak kolaylıkla benimsenebileceğini düşünüyor.

Covid-19 tercihleri değiştirdi: Hastane sınırları ötesinde sağlık sistemi

“Hastalandığımda eğer mümkünse evde bakılmayı tercih ederim” diyenlerin oranı 2019 yılında yüzde 37 iken 2021 yılında yüzde 62’ye yükselerek yaklaşık iki kat arttı. Fikir önderlerinin çoğu, 2019 çalışmasındaki görüşlerin aksine, Türkiye’de bu konuda alınacak daha yol olsa da oldukça iyi bir noktaya gelindiğini belirtiyor. Doktorların ve hastanelerin iş yükünü azaltması, acil hastalara yer açması, hastane virüsü riskini düşürmesi ve özellikle yalnız yaşayanlar için büyük kolaylık sağlamasıyla öne çıkan evde bakım da araştırmanın ilgi çekici alanlarından biri. 

Araştırmanın metodolojisi

Türkiye Sağlık Trendleri Araştırması 2021, Türkiye’de Covid-19 ile birlikte değişen sağlık alanındaki trendleri tespit etmek, kamunun sağlık konusundaki farkındalık düzeyini ölçümleyerek teknoloji ve sağlık arasındaki ilişkiyi belirlemek için Philips ve IPSOS iş birliğiyle yapılmıştır. Türkiye Sağlık Trendleri Raporu, 12 ilde* 15-64 yaş grubu toplam 1278 kadın ve erkekle gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre hazırlanmıştır. Kalitatif araştırmada ise fikir önderleri grubunda 27 farklı paydaş ile telefon ve online platformda derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir.

Dijital sağlık hizmetleri "endişeyi" nasıl giderecek?

“Sağlık sektöründe dijitalleşme süreci hızlandı”

Araştırma ile ilgili değerlendirmede bulunan Philips Türkiye CEO’su Haluk Karabatak“Türkiye’deki Covid-19 ile değişen sağlık trendlerine ve alışkanlıklarına ışık tuttuğumuz bu araştırmamızda pandeminin toplumun sağlık algısını ciddi bir şekilde değiştirdiğini görüyoruz. Sağlık sektörü değişimlerin ve dönüşümlerin diğer sektörlere oranla yavaş olduğu bir sektör. Covid-19 ile birlikte sağlık sektöründe dijitalleşme süreci hızlandı. Araştırma da bu değişime ışık tutuyor. Philips olarak, dijital sağlık teknolojileri alanında bu değişime öncülük eden firmalardan biriyiz ve bununla gurur duyuyoruz.”

“‘Daha sağlıklı yaşam’ trendi kalıcı olacak!”

Philips Kişisel Sağlık Orta Doğu, Türkiye ve Afrika Pazarlama Direktörü ve Philips Kişisel Sağlık Türkiye Ülke Müdürü Sibel Yıldız ise “Araştırmanın en önemli bulgularından bir tanesi Covid-19 ile kamuoyunun sağlıklı yaşam ve önlem alma konusunda farkındalığın artması. Bu kapsamda insanların daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürdürmek için kendi sağlıklarının kontrolünü ele aldıklarını görüyoruz. Bu trendin sadece bu döneme özgü olmadığını düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde de kişisel sağlık çözümleri konusunda hassasiyet ve farkındalık artarak devam edecek. Biz de kişisel sağlık çözümlerimizle daha sağlıklı yaşam tarzını destekleyen kişiselleştirilmiş çözümler sunuyoruz” dedi.

“Dijitalleşme hem hasta hem de doktorlar için erişimi kolaylaştırdı”

Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Murat Aksoy da görüşlerini pandeminin sağlık hizmetlerini mekansız bir hizmete dönüştürdüğüne vurgu yaparak dile getirdi: “Araştırmanın bulgularına göre pandemi sağlık algımızı değiştirmiş gibi duruyor. Hem farkındalığın hem de sağlık hizmetlerine erişim isteğinin arttığını gözlemliyoruz. Dijitalleşme hem hasta hem de bizler için bu süreci kolaylaştırdı. Bunun yanı sıra araştırma bize insanların bugüne kadar genel sağlık konusunda göz ardı ettiği iki konu olan diş sağlığı ve uyku alanlarında da farkındalığının ciddi oranda arttığını gösteriyor.” 

Kaynak: https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/dijital-saglik-hizmetleri/

The post Dijital sağlık hizmetleri “endişeyi” nasıl giderecek? appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/dijital-saglik-hizmetleri-endiseyi-nasil-giderecek/feed/ 0
Atatürk, Çınar Ağacı ve Yürüyen Köşk’ün Hikayesi https://on1medya.com/uygulama/ataturk-cinar-agaci-ve-yuruyen-koskun-hikayesi/ https://on1medya.com/uygulama/ataturk-cinar-agaci-ve-yuruyen-koskun-hikayesi/#respond Wed, 10 Nov 2021 06:44:00 +0000 https://on1medya.com/?p=7707 Ankara’nın prodüksiyon ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Koç Holding, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğa sevgisini anlatan duygu yüklü 10 Kasım filminde Yürüyen Köşk’ün bahçesindeki çınar ağacının hikayesine yer veriyor. Tüm dünya gibi ülkemiz de ne yazık ki hızla ormansızlaşıyor. Yangınlarla ve sellerle şimdiden ciddi sınavlar vermeye başladık. İklim kriziyle mücadele ederken bir ağacı korumak […]

The post Atatürk, Çınar Ağacı ve Yürüyen Köşk’ün Hikayesi appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın prodüksiyon ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Koç Holding, büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün doğa sevgisini anlatan duygu yüklü 10 Kasım filminde Yürüyen Köşk’ün bahçesindeki çınar ağacının hikayesine yer veriyor.

Tüm dünya gibi ülkemiz de ne yazık ki hızla ormansızlaşıyor. Yangınlarla ve sellerle şimdiden ciddi sınavlar vermeye başladık. İklim kriziyle mücadele ederken bir ağacı korumak dahi hayati öneme sahip. Oysa bizim yaşadığımız coğrafya, betona dönüşerek ellerimizden kayıp gidiyor. Bu gerçeklerin yükünü taşımak kolay değil. Yalnızca ekolojik bir sorunla karşı karşıya değiliz; bu sorunun çözümüyle ilgili belirsizlikler hepimizi psikolojik olarak da etkiliyor. Yeşile hasretiz, çocuklara nasıl bir gelecek miras bırakacağımız konusunda endişeliyiz. Bu noktada Mustafa Kemal Atatürk’e bakmak mücadele gücümüzü toplamak için önemli. Koç Holding de bu noktadan hareketle çok duygusal bir 10 Kasım filmi hazırlamış. #BuHasretBizim başlığıyla yayınlanan filmde, Atatürk’ün doğaya olan sevgisini ve saygısını hep birlikte bir kez daha hatırlıyoruz; onu bir kez daha minnet, saygı ve özlemle anıyoruz.

Memlekete nefes olursan, memleketin nefesini de korursun elbet!

Publicis İstanbul imzası taşıyan kampanyanın filmi, Yürüyen Köşk’ün çalışanlarından biriyle, köşkü ziyaret eden bir başka yetkili arasındaki diyalog üzerinden ilerliyor. Yürüyen Köşk’ün tarihine bir parantez açalım. Yalova’yı çok seven ve pek çok kez ziyaret eden Mustafa Kemal’in dikkatini, 21 Ağustos 1929’da Yalova iskelesi yakınındaki Millet Çiftliği’nde bulunan bir çınar ağacı çekmiş. Çınarın görüntüsünden etkilenen Atatürk’ün isteğiyle içinde seyahat ettiği yat durdurulmuş ve Atatürk yatın teknesiyle karaya çıkmış. Çınarın gölgesinde bir süre dinlendikten sonra ulu çınarın civarına bir köşk yapılması emrini vermiş. Köşkün yapımına hemen başlanmış ve çok kısa bir sürede tamamlanmış.

Atatürk, 1930 yazında bir gün köşke gittiğinde, orada çalışanlar yandaki çınar ağacının dalının köşkün çatısına vurduğunu, çatı ve duvara zarar verdiğini söylemiş. Çınarın köşke doğru uzanan dalını kesmek için izin istemişler. Atatürk çınar ağacının dalının kesilmesi yerine, binanın tramvay rayları üzerinde biraz ileriye alınmasını istemiş. İşte filmdeki diyaloglar bu yaşananları, bir köşk çalışanın gözünden aktarıyor.

buhasretbizim

Filmin sonunda Nazım Hikmet Ran’ın Davet şiirinden aşağıdaki dizelere yer verilmiş:

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine…

Cumhuriyet’in değerlerini ve Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerini her fırsatta kampanyalarıyla hatırlatan Koç Holding, 10 Kasım Atatürk’ü Anma Günü kapsamında yayınladığı reklam filmleriyle de akılda kalıcı ve fark yaratan işler ortaya koyuyor. Bu özel günü bir yas gününden daha çok Atatürk’ü anlamanın, anlatmanın ve hatırlatmanın bir yolu olarak görüyor. Koç Holding açısından 10 Kasım’a özel hazırlanan iletişimlerin önemine ve bu iletişimlerin hazırlanma ve geliştirme sürecine dair detaylara Effie Studio’da Ödüllü Kampanyalara Bakış – Koç Holding & Publicis İstanbul haberimizde yer vermiştik.

KÜNYE:

Reklamveren: Koç Holding
Reklam Ajansı: Publicis İstanbul
Prodüksiyon Şirketi: Norr Film
Yönetmen: Fatih Kızılgök
Müzik: Doğa Ebrişim / DCMP

Görsel: YouTube

Kaynak: https://bigumigu.com/haber/ataturk-cinar-agaci-ve-yuruyen-kosk-un-hikayesi-10-kasim-buhasretbizim/

The post Atatürk, Çınar Ağacı ve Yürüyen Köşk’ün Hikayesi appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/ataturk-cinar-agaci-ve-yuruyen-koskun-hikayesi/feed/ 0
Yurtdışına açılan markalar Ingage’in iş ortaklığıyla başarıya koşuyor https://on1medya.com/uygulama/yurtdisina-acilan-markalar-ingagein-is-ortakligiyla-basariya-kosuyor/ https://on1medya.com/uygulama/yurtdisina-acilan-markalar-ingagein-is-ortakligiyla-basariya-kosuyor/#respond Tue, 09 Nov 2021 06:30:12 +0000 https://on1medya.com/?p=7704 Ankara’nın d,j,tal ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Türkiye’nin yurt dışında en büyük medya satın alma operasyonunu yürüten ajansı olan Ingage, sahip olduğu global tecrübe ve veri odaklı stratejisiyle, birlikte çalıştığı markaların bulunduğu pazarlarda daha etkin iletişim yapmasına olanak sağlıyor. Ingage, iş ortağı olduğu markaların global e-ticaret platformlarında öne çıkması ve rekabet edebilmesi için servis veren […]

The post Yurtdışına açılan markalar Ingage’in iş ortaklığıyla başarıya koşuyor appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın d,j,tal ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Türkiye’nin yurt dışında en büyük medya satın alma operasyonunu yürüten ajansı olan Ingage, sahip olduğu global tecrübe ve veri odaklı stratejisiyle, birlikte çalıştığı markaların bulunduğu pazarlarda daha etkin iletişim yapmasına olanak sağlıyor.

Gülay Teköz, Ingage Müşteri Deneyimi ve Projeler Direktörü
Gülay Teköz, Ingage Müşteri Deneyimi ve Projeler Direktörü

Ingage, iş ortağı olduğu markaların global e-ticaret platformlarında öne çıkması ve rekabet edebilmesi için servis veren en büyük hizmet sağlayıcısı konumunda.

Ingage Müşteri Deneyimi ve Projeler Direktörü Gülay Teköz, Ingage’in kendi sektöründe fark yaratan özelliklerini şöyle özetliyor: “Ingage, marka bilinirliği kazanmak ve yurt dışı satışlarını büyütmek isteyen şirketlerin A’dan Z’ye tüm dijital reklam servisleri alanındaki taleplerine cevap verebiliyor. Küresel anlamda sahip olduğumuz deneyimle operasyonel süreçlerdeki çevikliğimiz ve mükemmeliyetçiliğimiz de fark yarattığımız en temel başlıklar.”

Arçelik Global ve Ford Trucks iş ortaklıkları yeni yapılanmanın dönüm noktası oldu

Ingage’in yurt dışı ülkelerdeki hikayesi Arçelik Global ve Ford Trucks markalarının ihtiyacı doğrultusunda medyayı uçtan uca yöneten bir yapı kurmasıyla başladı.

Ingage deneyim kadrosuyla dijital ayak izi, DCO (Dynamic Creative Optimization), CMS (Content Management System), CRO (Conversion Rate Optimization), SEO (Search Engine Optimization), DMP (Data Managment Platform), pazar yeri danışmanlığı gibi birçok farklı uzmanlıkla markaların yolculuklarına eşlik edecek, onları dönüştürecek, iş hedeflerine birlikte koşacak bir yapıyla bugün 100’ü aşkın ülkede 10 marka için hizmet veriyor. Yurt dışında 360 derece ve modüler olarak hizmet verebilen tek medya ajansı olan Ingage, ürün veya markanın pazara girişinden, satışına kadar olan yolculuğuna veri bazlı çözümleriyle destek olarak markalarının büyümesine katkı sağlıyor.

Başarının kilit noktası global ağa sahip bir ajansla çalışmak

Ford Trucks’ın yurt dışındaki başarılı iletişim planlarında Ingage’in katkısını Ford Trucks Pazarlama İletişimi Yöneticisi Hande Şengül şöyle değerlendiriyor; “Ingage, genlerinde Türkiye’nin öncü şirketlerinden Koç Holding’in ve dünyanın en büyük küresel ajanslarından biri olan WPP’nin gücünü taşıyor. Türkiye’de bu büyüklükte global bir ajans olan Ingage’in, medya satın almadaki gücünü veri, teknoloji ve stratejiyle birleştirmesi özellikle yeni girdiğimiz Avrupa pazarlarında globalleşen markamız adına daha etkin iletişim yapmamıza olanak sağlıyor. Uluslararası pazarlarda geniş bağlantılara sahip bir ajansla çalışmak iş süreçlerimizi kolaylaştırarak her pazara uygun stratejilerle hedef kitlemize doğru kanallardan ulaşmamıza yardımcı oluyor. Ingage ile olan iş ortaklığımızın katkısıyla, yeni girdiğimiz pazarlarda doğru yatırımlar yaparak Ford Trucks markamızın bilinirliliğini artıran başarılı sonuçlar ortaya çıkarıyoruz. Bu bağlamda Ford Trucks gibi global bir marka için global ağa sahip bir ajansla çalışmak kilit nokta diyebiliriz.”

Dijital dinamiklere hakim, global ağı olan, deneyimli bir ajansa ve güçlü bir ekibe sahip olmanın ortaya çıkan işlerde önemli bir rolü olduğunu söyleyen Hande Şengül, kendilerini anlayan, markanın ihtiyaçlarına ve pazara hakim bir müşteri ekibiyle çalışmanın kritik olduğunu belirtiyor.

“Ingage ile başarılı ve uyumlu bir iş ortaklığımız var”

Dijital dinamiklere hakim, performans yayınlarını yakından takip eden bir ajans ve güçlü bir ekibe sahip olmanın ortaya çıkan başarılı işlerdeki en önemli nokta olduğunu belirten Deniz Hamaloğlu, “Markayı anlayan, markanın ihtiyaçları doğrultusunda pazar dinamiklerine hakim bir müşteri ekibiyle çalışmak da bizim için oldukça kıymetli” diyor ve kazandıkları başarılarda Ingage’in katkısını şöyle değerlendiriyor; “Arçelik Global olarak 150’ye yakın ülkede satış ve pazarlama faaliyetleri gösteriyoruz. Amacımız faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda tüketicilerimize doğru zamanda ve doğru şekilde ulaşmak, nihai olarak da marka bilinirliğimizi ve değerini yükseltmek. Bu hedeflere ulaşma yolculuğunda Ingage ile başarılı ve uyumlu bir iş ortaklığımız söz konusu.”

Ingage ortaklığıyla gelen global ödüller

Ford Trucks ve Arçelik Global’in, yeni pazarlara girerken hedef kitlenin mecra kullanımı ve alışkanlıkları hakkında Ingage’den aldığı içgörüler ve veriler, bu şirketlerin ajansla birlikte başarı getiren stratejiler ve medya planları oluşturmasına olanak sağladı. Bu çalışmalar sadece Türkiye’de değil, uluslararası yarışmalarda da karşılık buldu.

Ford Trucks 2019 Uluslararası Yılın Kamyonu (ITOY) ödüllü, çekicisi F-MAX’in lansman kampanyasıyla, yeni girilen Polonya pazarındaki hedef kitlenin tüketici içgörülerinden yola çıkarak Spotify’da özel bir proje olarak gerçekleştirildi. Bu proje 2020 yılında, tasarım dünyasının en eski ve en geniş kapsamlı ödüllerinden Hermes Creative Awards ve Ava Awards’tan kategorilerinin en iyisi olarak 2 Platin Ödül’ün sahibi oldu.

Gerçekleştirdikleri başarılı kampanyaların medya planlama, satın alma ve optimizasyon süreçlerinde Ingage ile güzel bir sinerji yakalayan Arçelik Global ise geçen yıl satışa yönelik performans kampanyası olarak gerçekleştirdiği Facebook CPAS Fransa ile hem Arçelik Global’in hem de Fransa’nın ilk Facebook “Collaborative Ad” başarısını kazandı. İspanya’da yaptıkları satış kampanyası ise Google’da başarılı bir vaka çalışması olarak yayınlandı.
Kaynak: https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/ingage-is-ortakligi/

The post Yurtdışına açılan markalar Ingage’in iş ortaklığıyla başarıya koşuyor appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/yurtdisina-acilan-markalar-ingagein-is-ortakligiyla-basariya-kosuyor/feed/ 0
Büyük İstifa hareketi mercek altına alındı: Çalışanlar maaştan fazlasını istiyor https://on1medya.com/uygulama/buyuk-istifa-hareketi-mercek-altina-alindi-calisanlar-maastan-fazlasini-istiyor/ https://on1medya.com/uygulama/buyuk-istifa-hareketi-mercek-altina-alindi-calisanlar-maastan-fazlasini-istiyor/#respond Mon, 08 Nov 2021 06:29:57 +0000 https://on1medya.com/?p=7701 Ankara’nın sosyal medya ajansı On1 Medya’nın bu yazısında; Pandemi süreci çoğu insanda içsel bir sorgulamayı tetikledi. Yaptıkları meslekler onları mutlu ediyor mu? Emeklerinin karşılığını alabiliyorlar mı? İstifa edip farklı alanlarda çalışsalar daha mı mutlu olurlar? Tüm bu sorular sonucunda en çok iş gücü kaybedense perakende ve hizmet sektörü oldu. Resmi verilere göre Amerika’da sadece Nisan […]

The post Büyük İstifa hareketi mercek altına alındı: Çalışanlar maaştan fazlasını istiyor appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın sosyal medya ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Pandemi süreci çoğu insanda içsel bir sorgulamayı tetikledi. Yaptıkları meslekler onları mutlu ediyor mu? Emeklerinin karşılığını alabiliyorlar mı? İstifa edip farklı alanlarda çalışsalar daha mı mutlu olurlar? Tüm bu sorular sonucunda en çok iş gücü kaybedense perakende ve hizmet sektörü oldu. Resmi verilere göre Amerika’da sadece Nisan ayında perakende sektöründe yaklaşık 650.000 işçi iş bırakma kararı aldı. Bazı ekonomistler bunu “Büyük İstifa Hareketi” olarak adlandırıyor. Buradan hareketle Weber Shandwick’in yönetim danışmanlığı şirketi United Minds ve KRC Research tarafından Büyük İstifa Hareketi’nin sebepleri mercek altına alındı. Sonuçlar sadece maaş ve tanımlanan yan hakların çalışanları kurumda tutmaya yetmeyeceğine işaret ediyor.

Rekabetçi maaş ve yan haklar, çalışan memnuniyeti ve aidiyetinin anahtarı olsa da, United Minds ve KRC Research tarafından gerçekleştirilen araştırma, işe anlamlı katkı sağlama yeteneğinin de aynı derecede önemli olduğunu gösteriyor. “Katkı Etkisi” olarak adlandırılan bu araştırmaya göre çalışanlar pandemiyle başlayan esnek çalışma modelini korumak isterken, katkılarından dolayı takdir edilmek ve motive hissetmek bugün çalışanları elde tutmadaki en önemli etkenler arasında yer alıyor.   

United Minds CEO’su Kate Bullinger, topluca benimsediğimiz yeni “çalışma düzeni” içinde benzeri görülmemiş bir yetenek savaşının tam ortasında kalmışken, çalışan memnuniyeti, aidiyeti ve savunuculuğunun temel itici güçlerini değerlendirmek üzere yola çıktık. Yedi ülkede ticaret ve üretim alanlarından yaklaşık 2.800 ofis ve saha çalışanıyla görüştük ve güçlü bir çalışan deneyiminin, değerli ve tatmin edici iş yapma fırsatlarıyla yakın ilişkili olduğunu keşfettik” dedi.

Katkı etkisi ve çalışanları elde tutma

Büyük İstifa hareketinde yetenekleri elde tutma çabaları esnek çalışma ortamı ve yenilikçi yan haklara dayansa da, şirketlerin göz önünde bulundurması gerekenler bunlarla sınırlı değil.

Weber Shandwick Türkiye CEO’su Seda Yalçın Ulusoy, bu temaların Türkiye’de de gözlemlenebileceğini söylüyor: “Çalışanlar güvenli, kapsayıcı ve esnek bir kültürün yanı sıra ücretlendirme, yan haklar ve profesyonel yaşamlarına anlamlı katkıda bulunma fırsatı söz konusu olduğunda adil bir anlaşma istiyorlar. Bugün şirketler için en büyük zorluk, yeniden tasarlanmış çalışan deneyimi ve güçlü işveren ilişkisi aracılığıyla sürdürülebilir bir şekilde gelişebilecek sadık bir iş gücü oluşturmaktır.”

Araştırma sırasında, en iyi çalışan deneyimini şekillendirmek için gerekli dört temel bulgu ortaya çıktı. Bu bulgular çalışan deneyimini geliştirmek ve iyileştirmek isteyen yöneticiler için bir yol haritası niteliği taşıyor.

Bulgu 1: Adalet ve güvenlik pazarlık konusu olamaz

Çalışanlar, rolleri veya geçmişleri ne olursa olsun adil davranılmayı, desteklenmeyi, güvende hissetmeyi ve işe dahil edilmeyi bekler. İş yeriyle “adil bir anlaşma” yapmak, ücret eşitliği ve iş güvenliğinden daha fazlasıdır.

Bulgu 2: Çalışanların katkısı şirket faydası kadar önemlidir

Amaca yönelik katkılar için değerli hissetmek, çalışan memnuniyetinin güçlü bir göstergesidir. Basitçe söylemek gerekirse, insanlar amaca yönelik, iyi işler yapmak ve karşılığında bu özelliklerle tanınmak isterler. Araştırmaya göre, motive olduklarını bildiren çalışanların yüzde 70’i işlerinden memnundur.

Bulgu 3: Çalışanlar, iş-yaşam dengesine önem verir

Uzaktan çalışma modeli, çalışanları elde tutmayı sağlayan faktörler arasında üst sıralarda yer almıyor (79 faktör arasında 58. sırada). İş-yaşam dengesine (79 faktörde 5. sırada) ulaşmak ise üst sıralarda yer alıyor, bu da esnekliğin önemli olduğunu, ancak yalnızca gerçek dengenin itici bir gücü olduğunu gösteriyor.

Bulgu 4: Çalışanlar birlikte yarattıkları anlamlı bir eğlence arar

“Pozitif bir çalışma ortamına sahip olmak” ve “çalışmak için eğlenceli bir yere sahip olmak”, elde edilen memnuniyeti sağlayan 79 faktör arasında sırasıyla birinci ve dördüncü sırada yer alıyor. Daha da önemlisi, çalışma ortamının pozitif olduğunu düşünen çalışanların, aksini düşünenlere göre işte kalma olasılıkları 7 kat daha fazlayken, işte eğlenen çalışanların şirketlerini en iyiler arasında görme olasılıkları ise 5 kattan fazladır.

Eğlence ve pozitiflik ise insanları orijinal, zor ve önemli sorunları çözmeye alıştırmak ve iş arkadaşlarıyla işverenine karşı daha derin bir yakınlık yaratmakla ilgilidir.

Kaynak: https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/arastirma/istifa-hareketi/

The post Büyük İstifa hareketi mercek altına alındı: Çalışanlar maaştan fazlasını istiyor appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/buyuk-istifa-hareketi-mercek-altina-alindi-calisanlar-maastan-fazlasini-istiyor/feed/ 0
Markalar Black Friday’de pastadaki payını nasıl büyütebilir? https://on1medya.com/uygulama/markalar-black-fridayde-pastadaki-payini-nasil-buyutebilir/ https://on1medya.com/uygulama/markalar-black-fridayde-pastadaki-payini-nasil-buyutebilir/#respond Fri, 05 Nov 2021 07:00:39 +0000 https://on1medya.com/?p=7698 Ankara’nın reklam ajanıs On1 Medya’nın bu yazısında; Alışverişin adeta bir maratona dönüştüğü, tek bir günden başlayıp haftalara yayılan Black Friday geldi çattı. Tüketiciler fırsatları merakla beklerken markalarsa yılın en hareketli dönemini olağanca güçleriyle başarılı tamamlamak istiyor. Yapılan araştırmaya göre 2020 yılında Covid-19’un evde kal ve çalış düzenini getirmesinin etkisiyle, Black Friday gelirleri dünya genelinde yüzde […]

The post Markalar Black Friday’de pastadaki payını nasıl büyütebilir? appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
Ankara’nın reklam ajanıs On1 Medya’nın bu yazısında;

Alışverişin adeta bir maratona dönüştüğü, tek bir günden başlayıp haftalara yayılan Black Friday geldi çattı. Tüketiciler fırsatları merakla beklerken markalarsa yılın en hareketli dönemini olağanca güçleriyle başarılı tamamlamak istiyor. Yapılan araştırmaya göre 2020 yılında Covid-19’un evde kal ve çalış düzenini getirmesinin etkisiyle, Black Friday gelirleri dünya genelinde yüzde 36.31, Türkiye’de yüzde 9.63 artış gösterdi. Türkiye’de 58 milyondan fazla kullanıcı, Black Friday indirimlerinden yararlanmak için e-ticaret sitelerine milyarlarca ziyaret gerçekleştirdi. Bu büyük ekonomik ve sanal trafiğin markaların iştahını kabarttığından yana kuşku yok. Peki pastadaki dilimini büyütmek isteyen markalar ne yapmalı? Yanıtlar  Digital Exchange’in online pazarlama konusunda uzman ekibinden geliyor…

Sosyal medya kampanyalarını dikkate alın

2020 yılı Black Friday günlerinde Türkiye’deki e-ticaret sitelerinin cirolarını yüzde 155 oranında arttırdığını hatırlatan Digital Exchange ekibi, 2021 için rakamın daha da yüksek olmasının beklendiğini vurguluyor.

Bunun için yapılması gerekenlerin başında doğru bir dijital pazarlama stratejisini planlamanın ve uygulamaya koymanın geldiğini belirten Digital Exchange ekibi “Salgının online alışveriş trafiğinin yükselmesi ve Black Friday gibi indirim günlerinin bilinirliğinin artmasında ciddi etkisi oldu. Türkiye’de nüfusun yüzde 64’ü sosyal medya mecralarından en az birinin takipçisi durumunda. Ülkemizde başta İnstagram olmak üzere, Facebook, TikTok ve Twitter gibi alanlarda düzenlenen influencer kampanyaları da tüketici tarafından yakından izlenmekte. Bu noktada markaların 2021 Black Friday için sosyal medya pazarlama çalışmalarını odağına alacağı bir kampanya düzenlemelerinde fayda var” diyor.

Influencer marketing ile ön plana çıkın

Markalar Black Friday'de pastadaki payını nasıl büyütebilir?

Black Friday için dijital ilanların yanında brandig (markalaşma) ve influencer odaklı bir strateji kullanmalarının önemli olduğuna dikkat çeken Digital Exchange ekibi;

“Infulencer marketing bugün 6 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne hakim. Yakın zamanda rakamın 30 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Bu demektir ki, dünyanın dev şirketleri reklam ve tanıtım için harcadıkları bütçelerini influencer marketinge kaydırmış durumdalar. Türkiye’deki e-ticaret şirketlerinin de Black Friday için dijitaldeki müşteriyi yine dijital alandaki kanaat önderi olan influencer marketing ile sitesine davet etmesinden olağan bir durum yaşanamaz.

Rakamların ışığında görüyoruz ki iş başarı yalnızca e-ticaret sitesi kurmak, Black Friday’de yüzde 90’a varan bir oranda indirim sağlamakla gelmiyor. Black Friday için mutlaka ve mutlaka günde 8 saatini internette geçiren Türkiye’deki 58 milyon internet kullanıcısını cezbedecek dijital pazarlama kampanyalarına imza atmak gerekiyor” diyor.

İstikrarlı bir strateji başarıyı getirir

  • Tüketici bildiği ve güvendiği sitelerden alışveriş yapmak ister. Markalar bu alana odaklanmalı.
  • 2020’de Black Friday’de en çok satan kategorileri Covid-19 sürecinde herkes evinde olduğu ve göze çarpan eşyaları değiştirmek, düzenlemek istediği için ev dekorasyonu alanında gerçekleşti. Yine dijitalleşme ihtiyacı nedeniyle elektronik eşyalar kategorisi ikinci sırada yer aldı. Pazarlama stratejisi oluştururken bu noktaları göz önünde bulundurulmalı.
  • Black Friday için masaüstü kullanıcılarının sepet oranı geçen yıl yüzde 24.02 oranında artış kaydetti. Mobil sepet ortalamaları artışı yüzde 17.18, tablet ise yüzde 7.35 oranında gerçekleşti. Sitelerin versiyonlarını düzenlerken, bu orana da dikkat eden bir pazarlama çalışması yapılmalı.
  • Kargo ile ilgili sorunların çözüldüğü ya da en aza indirildiğine ilişkin açıklayıcı ve bilgilendirici bir çalışmaya yer verilmeli.
  • Verilecek mesajlar kısa ve net olmalı; müşterinin kafa karışıklığı yaşamasının önüne geçilmeli.
  • Markalar sosyal medya platformları ve iletişim kanallarında aktif olmalı. Müşterilerini sorularına ve sorunlarına anında geri dönmeli.

Kaynak: https://www.marketingturkiye.com.tr/haberler/markalar-icin-black-friday-rehberi/

The post Markalar Black Friday’de pastadaki payını nasıl büyütebilir? appeared first on On1Medya Reklam Ajansı | Grafik | Web | Tasarım | Sosyal Medya.

]]>
https://on1medya.com/uygulama/markalar-black-fridayde-pastadaki-payini-nasil-buyutebilir/feed/ 0