Ankara Prodüksiyon Ajansı On1 Medya’nın bu yazısında;

Pandemi sebebiyle bir yandan mağazalardaki kalabalığı ortadan kaldırmaya çalışan markalar “randevu” sistemine geçiş yapıyor; diğer yandan temassız alışveriş ihtiyacıyla QR kod altın çağına giriyor… Stres düzeyi artan tüketici yeni tasarımlarda “huzur” ararken beyaz yakalının vazgeçilmezi Post-it’ler dahi dijitalleşiyor… Marketing Türkiye, IoX Digital ve Userspots tarafından hayata geçirilen Trend Blenders’ın “Kullanıcı Deneyimi Trendleri” raporu tüm değişimleri kapsayan yeni nesil kullanıcı deneyimi alışkanlıklarına ışık tutuyor…

Uzun süredir pandemi koşullarında yaşıyoruz ve hayatımızın hemen her alanındaki değişimlere ayak uydurmak için çabalıyoruz. Hepimizin sosyal ve ekonomik açıdan olumsuz etkiler deneyimlediği bir gerçek ama tüm bu “plansız” değişimler yakın geleceğimizi şekillendirmeye başladı bile. Bunu sadece dijitale bakarak dahi kolaylıkla söyleyebiliriz. Sosyal mesafeyi koruma, uzaktan çalışma, kapalı alanlarda daha az vakit geçirme gibi tedbirler sonrası çevrim içi ortamlardaki varlığımız hızla arttı. Bugün odağımız bu sürecin sayıca fazla negatif yönlerini iyi ve kaliteli birer sürece dönüştürecek olan dijital güç: Kullanıcı deneyimi tasarlamak! Özellikle içinde bulunduğumuz pandemi döneminde daha iyi kavradığımız bir farkındalıkla karşı karşıyayız; iyi bir kullanıcı deneyimi sosyal mesafe zorluklarına daha kolay uyum sağlamamıza olanak tanırken günlük hayatımızdaki birçok işi bizim için kolaylaştırıyor. Bir ürün veya hizmet ne kadar iyi bir deneyim sunarsa kullanıcı da aynı oranda memnun oluyor. Dijital platformlarda kullanıcı deneyimini iyi kılan önemli kriterler var. Pratiklik, erişilebilirlik ve maliyet verimliliği son dönemde ön planda olan kriterler arasında… Bu kriterleri zamanın koşullarına uydurabildiğinizde trendleri belirleme noktasında başarılı aksiyonları yakalayabiliyorsunuz. Pandemi öncesinde dijitalde var olmayan olsa da sönük kalan yeni deneyimlerle 2020’de tanıştık. Kullanıcı deneyiminin yanı sıra çalışan deneyimi tarafında da kapsamlı değişimler yaşanıyor. Gelin tüm bu gerçeklikler ışığında pandemi dönemini pozitif iş gücüne dönüştürebilmenizde yardımcı olacak, çalışmalarınıza entegre etmeniz gereken trendlere hem kullanıcı deneyimi hem de çalışan deneyimi perspektifinden bakalım…

Online & Offline entegrasyonu

Fiziksel mağazalarda hizmet vermeye devam eden şirketlerin en çok karşılaştığı sorunlardan biri mağazadaki kalabalığı kontrol etmek oldu. Müşterileri sosyal mesafe koşullarına uygun olarak belirli sayılarda içeriye almak yeterli olmadı, çünkü dışarıda oluşan yoğun trafik müşterinin markaya olan bağını zayıflatan bir etken. Bu sorunu ortadan kaldırmak adına hızlı aksiyon alanlar gerekli teknolojiye sahip olan şirketler oldu. Örneğin ABD merkezli elektronik eşya perakendecisi Best Buy, mağazalarında aynı anda bulunabilecek müşteri sayısını kısıtladı ve bunu bir adım daha geliştirerek sadece randevulu alışveriş deneyimi sunmaya başladı. Mağazaya gitmek istediğinizde orada kaç müşteri olacağını ve mağazanın müsaitlik durumunu öğrenebiliyor, size uygun zaman aralığına randevu alabiliyorsunuz.

Dokunmadan deneyim QR’ın yükselişi

Salgın sürecinde büyük ve küçük işletmeler müşterilere temassız bir deneyim sunmanın yollarını aramaya başladı ve QR kodların kullanımı hızla yayıldı. Temassız teknoloji olarak da adlandırabileceğimiz bu tasarım en çok ödeme noktalarında karşımıza çıkıyor. Hijyen amaçlı alınan önlemlerle birlikte nakit ve kart temasını azaltmak adına kullandığımız QR kodlar yeni bir ödeme şekli olarak hayatımıza yerleşti. Restoranlarda kağıt menülere dokunmak yerine artık QR kod ile online olarak menüye erişim sağlayabiliyoruz. Kullanıcılara cisimlere dokunmadan, hızlı ve kolay bir deneyim sunan QR, 2020 ve yakın gelecekte hayatımızı kolaylaştıran trendler arasında olmaya devam edecek.

Tasarımda kullanıcı huzuru

Amerikan Psikoloji Derneği (APA) “Amerika’da Stres”i tespit etmek amacıyla her yıl anket çalışmaları yapıyor ve 2020 sonuçlarına göre insanların stres seviyesine geçmiş yıllara oranla büyük bir artış gözlemlendi. Tasarımcı bakış açısıyla yaklaşırsak bu demek oluyor ki kullanıcının gerilmesine sebep olacak tasarımlardan en çok kaçınmamız gereken zamanlardayız. Bu nedenle de iyi bir arayüz tasarımı, güvenli ve kolay erişilebilirlik sunmamız gerekiyor. Bu ihtiyaç hali daha basit düzenlerin, pastel renklerin, yuvarlak hatlı çizimlerin, eğlenceli illüstrasyonların trend olmasına yol açtı. Bahsettiğimiz bu trend aslında minimalizm ve düz tasarım yaklaşımlarının yayılmasıyla dijital tasarıma da yıllar önce dahil olmuştu. Basit kullanıcı arayüzüne sahip olma, akıllı telefon, laptop gibi cihazlarla kolayca uyum sağlama özellikleriyle Google, Apple ve Microsoft gibi dev örnekler bu tasarım trendini bize sevdirenlerin başında geliyor. Şimdi ise kullanıcı dünyasında hızını koruyan beklentiler arasında yer alıyor.
Tasarımda kullanıcılara istenen duyguları vermenin yollarından biri de doğru renkleri kullanmaktan geçiyor. Bunun etkisini Pantone Renk Estitüsü’nün 2020 yılı için seçtiği yılın renginde de görebiliyoruz; Klasik Mavi. Yılın tasarım ve modasını belirleyici bir trend olan bu renk seçiminde Pantone klasik maviyi; sükunet, güven ve bağlantı aşılayan bir renk olarak tanımladı.

Test ve araştırmalarda online süreç

Kullanıcı deneyimini en iyi hale getirmek için uyguladığımız adımlardan biri kullanıcı testleri. Kullanıcılarla yaptığımız görüşmeleri de sağlık önlemleri nedeniyle online’a taşındı. Pandemi öncesinde de pek çok online platform kullanıyorduk ancak hem bu kadar yoğun ilgi yoktu hem de kullanıcılar online sürece şimdi olduğu kadar dahil değildi. Müşterilerle yaptığımız birebir workshoplarımızı da bu platformlara taşıdık. Verim kaybı yaşamadan ve yine zamandan elde edilen tasarruf, tasarım sürecini online’da sürdürmeyi daha çok tercih edilebilir kılıyor.

Video call ile görüşme süreci

Uzaktan çalışma, müşterilerle, iş ortaklarıyla ve ofis arkadaşlarıyla yapılan yüz yüze görüşmeleri geride bırakıyor.Artık ofiste yan masaya, toplantı odasına geçip fikir alışverişlerimizi tek bir alanda gerçekleştiremiyoruz. Bu durum online’da video konferans araçlarının kullanımını hızlı bir şekilde artırdı. Zoom, Slack, Discord gibi sanal kanallar yeni toplantı yerlerimiz. Eksi tarafları kişiden kişiye değişiyor ancak toplantı için trafikte geçen ulaşım süresinden tasarruf ettiğimiz bir gerçek. Uzaktan çalışma fikrine pandemi sonrasında da sıcak bakanların sayısı arttıkça bu gibi araçlar şirketler için norm haline gelecek.

Online post-it’ler

Tasarımcıların çalışma alanlarından hiç eksilmeyen parçalar vardır. Mesela post-it’ler! Ofis duvarlarımızdaki renkli post-it notlarımıza da bir süre önce veda ettik. Bu veda geçici ya da değil, bunu bilemiyoruz ama yerini dolduracak dijital araçların olduğu ve daha da artacağı kesin. 9 milyon kullanıcıya ulaşan Miro gibi araçlar uzaktan çalışmaya devam ederken çevrim içi ortamda ekibimizle ortak çalışabilmenin kolaylıklarını sağlıyor. Post-it dolu duvarlarınızı sanala taşıyan bu gibi iş kolaylaştırıcı araçlar özellikle tasarım çalışmalarında artık birer rutin haline geleceğe benziyor.

Trend Blenders ile tanışın

Trendleri aksiyonlara dönüştürmek, nedenleri ve değişen kullanıcı beklentilerini tanıyarak, anlayarak mümkün hale gelebilir. Trendleri prototiplenebilir, test edilebilir fikirlere dönüştürmek sistematik fikir geliştirme sürecinin bir sonucu olarak algılanmalı. Bu bağlamda yeni trendleri işletmelerine entegre etmek isteyenler için Marketing Türkiye, IoX Digital ve Userspots iş birliğiyle bir süreç tasarlandı. Tam günlük bir etkinlik olarak planlanan “Trend Blenders”ta sunumun yapıldığı işletmeler için sektörel trend analizleri yapılarak atölye çalışmalarıyla kurumun bu trendleri işlerine nasıl entegre edebileceği anlatılıyor. Ortaya çıkan fikirler ise kapsamlı bir sunuma dönüştürülerek üst yönetime rapor olarak sunuluyor. 

Related Post

Leave a Comment